| Aç Kapını
İltifât
Nağmeler sun ruhuma ötelerin dilinden; Sun ve gönlümü saran hafakanlarımı dindir.! Sunduğun gibi nâçârlara kendi elinden. Sensin o tek merhametli bana da bir ihsan, Lutfeyleyip Sal ufkuma ahdini emânıma yetiştir! İç içe gurbetteyim, yok gurbetlerin dibi, Ağarsın ak günler, ersin zulmetin eceli.! Sensin bu gamnâk gönlümün Biricik Sahibi, Herkes gibi ne olur bana da bir tecellî.! Ve Gönlüme o derin sevginin zevkleri insin.! Hep Hicranla köpüren ızdıraplar bir bir dinsin! Duyayım kalbimde tecellî ettiğin ânı. Ve bakışlarım sonsuzun rengine Göreyim şevkin vuslata döndüğü İsterse artık her yanım ateşlere yansın... Bir sırlı âlem ki Madde çözülüp mânânın bağrında erimiş; Ruh tecellî avında ve gönül kurmuş pusu, Herkes bir O yerde O’ndan başka hiçbir şey işitilmez, Kulaklara çarpan ses duyguların bestesi; Saatler 'tik tak' ve günler doğup-batmak bilmez, | ||||||||||||||||||
Fethullah Gülen
|
Hocaefendinin ve sunmuş olduğu hizmetlerin dillendirildiği,bu hizmet alanında var olan kurum ve kişilerin anlatıldığı sayfadır
Fethullah Gülen Hocaefendi Şiirleri
Hizmet Hareketi hakkında sorular ve cevaplar
Muhammed Çetin'in Hizmet: Questions and Answers on the Gülen Movement adlı kitabı, Hizmet Hareketi ile ilgili tam 340 soruya ikna edici cevaplar veriyor. Soruların hiçbiri masa başında uydurulmuş değil; aksine, hayatın içinde çoklarının aklına gelen ve cevap aradığı sorular bunlar.
İlk değil son da olmayacak. Hizmet, Türkiye ve dünya genelinde mevcut halini müspet ve menfi olarak geliştirse, değiştirse de dünya kamuoyunun ilgisi artan bir hızla devam edecek, Hizmet Hareketi tartışmaların, müzakerelerin ortasında yerini alacak ve hakkındaki yayınların ardı arkası kesilmeyecek. Kehanet değil, bir durum tespiti olarak değerlendirin bu yaklaşımı.
Bu sözleri Blue Dome Press tarafından yayımlanan The Gülen Movement: Civic Service Without Borders adlı eserinden tanıdığımız -ki bu eser İngiltere'de yazılan bir doktora tezidir aynı zamanda- Muhammed Çetin'in Hizmet: Questions and Answers on the Gülen Movement kitabı için söyledim. Yine aynı yayınevi tarafından yayımlanan bu eserin formatı, adından da anlaşılacağı gibi soru-cevap üzerine kurulu. 174 sayfalık kitabında tam 340 soruya cevap vermiş Çetin. Soruların hiçbiri masa başında uydurulmuş sorular değil; aksine, hayatın içinde çoklarının aklına gelen ve cevap aradığı ya da gazete sayfalarından TV ekranlarına, mecmua köşelerinden sohbet meclislerine varıncaya kadar hayatın her alanında rastlanan sorular. Bazıları dostça anlama gayreti ile sorulmuş bu soruların, bazıları düşmanca köşeye sıkıştırmak için... Ama son tahlilde Hizmet'ten cevabı beklenen sorular bunlar. İşte Hizmet'i sosyolojik perspektiften doktora tezine konu yapan, onlarca ulusal ve uluslararası konferansta Hizmet hakkında tebliğler sunan Çetin, söz konusu soruların cevaplandırılmasında etkin bir kalem olarak karşımıza çıkıyor.
Hizmet, hangi bilim dalının konusu?
Hizmet, etkinliğinin dünya genelinde artırmasına bağlı olarak değişik kesimler tarafından değişik şekillerde ele alınan bir yapı bugün. Akademisyenler açısından baktığımızda, "Hizmet çok yönlü -dikkat edin çok yüzlü değil- bir hareket alanına sahip. Eğitimden ekonomiye, medyadan yayıncılığa birçok farklı sahada hayatın içinde. Böyle bir yapı sosyal bilimlerde hangi dalın araştırma sahasına giriyor?" sorusuna net bir cevap arıyor akademisyenler. Sosyolojiden siyasi bilimlere, İslam'dan Ortadoğu araştırmalarına, eğitimden antropolojiye uzanan çok geniş bir yelpazede her bilim dalı, Hizmet'te araştırılacak bir yan ve yön bulabiliyor kendine. Hepsi de kendince haklı. İslami değerlere saygılı, merkezî rolün % 99'unun Müslüman bir ülkenin insanları tarafından üstlenilmesi, İslamî değerlerin yeni bir yorumla kendine yer bulması ve geleneğin sıfırdan veya yeniden üretilmesi itibarıyla İslam kürsüleri; Türkiye'nin Ortadoğu coğrafyasının neredeyse kalbinde yer almasından dolayı Ortadoğu araştırmaları; dünya genelinde eğitim ile ön plana çıkmasından dolayı eğitim bilimleri... Daha devam edebiliriz, her ilim dalı Hizmet'i araştırma konusu yapıyor.
Fakat bu durum sosyal bilimciler için bir zorluğu da beraberinde getiriyor, o da şu: Sivil hareket, sivil toplum kuruluşu, sosyal organizasyon gibi isimlerle anılan sosyal hareketler adına ortaya konulan gruplamaların hiçbirine girmiyor, hiçbiri ile birebir uyum sağlamıyor Hizmet. Benzeri bir örneğin görülmemesi sosyal bilimlerde yeni bir araştırma sahasının bulunması açısından bir zenginlik teşkil ederken, taşlar yerine oturuncaya kadar da kafa karışıklığının sebebi oluyor. Zira belli kalıplara irca edilerek yapılan ne araştırma ne de incelemeler Hizmet'in değerlendirilmesinde bir ölçü olarak kullanılabiliyor.
Bir de buna özellikle Batılı araştırmacıların İslam dini hakkında doğru ve sahih bilgiden yoksun olmalarını, İslam söz konusu olduğunda çok şeyi önyargı ile ele almalarını ilave ederseniz kafa karışıklığı iyice artıyor. Halbuki Hizmet'i doğru değerlendirmek için sahih İslam bilgisine ciddi ihtiyaç var; var çünkü Hizmet'in ortaya koymuş olduğu birçok prensip ve harekete gönüllü katkı sağlayanların davranışları, doğru ve sahih İslam bilgisi olmadan anlaşılamaz. Bir başka ifadeyle, Batılı değerlerle Hizmet hakkında doğru sonuçlara ulaşılamaz. Bu da içeriden yapılan araştırma ve değerlendirmelerin önemini ortaya koymaktadır ki hiç olmazsa yapılacak muhtemel mukayeselerde karşıt bir ölçü olsun, "bir de şu açıdan bakın" denilebilsin.
İlmî disiplinler adına sunduğumuz bu perspektiften bakınca şahsen ben Muhammed Çetin'in bu kitabının hem halk hem de akademisyenler seviyesinde çok faydalı olacağına, zihinlere yeni ufuklar çizeceğine inanıyorum. Zira sorular bahse konu alanların hemen hepsinde kullanılabilecek bilgilerle dolu.
Birkaç cümleyle de olsa kitaba geri döneyim. Bana göre çok güzel bir tasnifi var. Zaten böylesi bir tasnif olmasaydı balta girmemiş ormana rehbersiz giren insanlar gibi, okuyucu 340 sorunun arasında kaybolurdu. Dolayısıyla sözünü ettiğimiz tasnif, ormanda rehber rolünü oynamış. Ana bölümler; giriş, hizmetin tarihçesi, aktivite, hizmet ve kurumları, mobilizasyon denilen yeryüzüne hizmet adına seferberlik, hedefleri, kimlik ve katılımcıları, ödül ve teşvik edici unsurları, fedakârlık, muhalifleri, hizmetin yapısı ya da ana karakteristik özellikleri ve etkisi üzerine başlıklardan oluşuyor. Her bölümde onlarca soruya, sorunun mahiyetine göre kısa veya uzun cevaplar var.
Bu eserin faydalı olacağına inanıyorum. Yazarına ve Blue Dome Press'e teşekkürler. Umarım bu tanıtım yazısı kitabın Türkçeye tercümesini hızlandırır.
İlk değil son da olmayacak. Hizmet, Türkiye ve dünya genelinde mevcut halini müspet ve menfi olarak geliştirse, değiştirse de dünya kamuoyunun ilgisi artan bir hızla devam edecek, Hizmet Hareketi tartışmaların, müzakerelerin ortasında yerini alacak ve hakkındaki yayınların ardı arkası kesilmeyecek. Kehanet değil, bir durum tespiti olarak değerlendirin bu yaklaşımı.
Bu sözleri Blue Dome Press tarafından yayımlanan The Gülen Movement: Civic Service Without Borders adlı eserinden tanıdığımız -ki bu eser İngiltere'de yazılan bir doktora tezidir aynı zamanda- Muhammed Çetin'in Hizmet: Questions and Answers on the Gülen Movement kitabı için söyledim. Yine aynı yayınevi tarafından yayımlanan bu eserin formatı, adından da anlaşılacağı gibi soru-cevap üzerine kurulu. 174 sayfalık kitabında tam 340 soruya cevap vermiş Çetin. Soruların hiçbiri masa başında uydurulmuş sorular değil; aksine, hayatın içinde çoklarının aklına gelen ve cevap aradığı ya da gazete sayfalarından TV ekranlarına, mecmua köşelerinden sohbet meclislerine varıncaya kadar hayatın her alanında rastlanan sorular. Bazıları dostça anlama gayreti ile sorulmuş bu soruların, bazıları düşmanca köşeye sıkıştırmak için... Ama son tahlilde Hizmet'ten cevabı beklenen sorular bunlar. İşte Hizmet'i sosyolojik perspektiften doktora tezine konu yapan, onlarca ulusal ve uluslararası konferansta Hizmet hakkında tebliğler sunan Çetin, söz konusu soruların cevaplandırılmasında etkin bir kalem olarak karşımıza çıkıyor.
Hizmet, hangi bilim dalının konusu?
Hizmet, etkinliğinin dünya genelinde artırmasına bağlı olarak değişik kesimler tarafından değişik şekillerde ele alınan bir yapı bugün. Akademisyenler açısından baktığımızda, "Hizmet çok yönlü -dikkat edin çok yüzlü değil- bir hareket alanına sahip. Eğitimden ekonomiye, medyadan yayıncılığa birçok farklı sahada hayatın içinde. Böyle bir yapı sosyal bilimlerde hangi dalın araştırma sahasına giriyor?" sorusuna net bir cevap arıyor akademisyenler. Sosyolojiden siyasi bilimlere, İslam'dan Ortadoğu araştırmalarına, eğitimden antropolojiye uzanan çok geniş bir yelpazede her bilim dalı, Hizmet'te araştırılacak bir yan ve yön bulabiliyor kendine. Hepsi de kendince haklı. İslami değerlere saygılı, merkezî rolün % 99'unun Müslüman bir ülkenin insanları tarafından üstlenilmesi, İslamî değerlerin yeni bir yorumla kendine yer bulması ve geleneğin sıfırdan veya yeniden üretilmesi itibarıyla İslam kürsüleri; Türkiye'nin Ortadoğu coğrafyasının neredeyse kalbinde yer almasından dolayı Ortadoğu araştırmaları; dünya genelinde eğitim ile ön plana çıkmasından dolayı eğitim bilimleri... Daha devam edebiliriz, her ilim dalı Hizmet'i araştırma konusu yapıyor.
Fakat bu durum sosyal bilimciler için bir zorluğu da beraberinde getiriyor, o da şu: Sivil hareket, sivil toplum kuruluşu, sosyal organizasyon gibi isimlerle anılan sosyal hareketler adına ortaya konulan gruplamaların hiçbirine girmiyor, hiçbiri ile birebir uyum sağlamıyor Hizmet. Benzeri bir örneğin görülmemesi sosyal bilimlerde yeni bir araştırma sahasının bulunması açısından bir zenginlik teşkil ederken, taşlar yerine oturuncaya kadar da kafa karışıklığının sebebi oluyor. Zira belli kalıplara irca edilerek yapılan ne araştırma ne de incelemeler Hizmet'in değerlendirilmesinde bir ölçü olarak kullanılabiliyor.
Bir de buna özellikle Batılı araştırmacıların İslam dini hakkında doğru ve sahih bilgiden yoksun olmalarını, İslam söz konusu olduğunda çok şeyi önyargı ile ele almalarını ilave ederseniz kafa karışıklığı iyice artıyor. Halbuki Hizmet'i doğru değerlendirmek için sahih İslam bilgisine ciddi ihtiyaç var; var çünkü Hizmet'in ortaya koymuş olduğu birçok prensip ve harekete gönüllü katkı sağlayanların davranışları, doğru ve sahih İslam bilgisi olmadan anlaşılamaz. Bir başka ifadeyle, Batılı değerlerle Hizmet hakkında doğru sonuçlara ulaşılamaz. Bu da içeriden yapılan araştırma ve değerlendirmelerin önemini ortaya koymaktadır ki hiç olmazsa yapılacak muhtemel mukayeselerde karşıt bir ölçü olsun, "bir de şu açıdan bakın" denilebilsin.
İlmî disiplinler adına sunduğumuz bu perspektiften bakınca şahsen ben Muhammed Çetin'in bu kitabının hem halk hem de akademisyenler seviyesinde çok faydalı olacağına, zihinlere yeni ufuklar çizeceğine inanıyorum. Zira sorular bahse konu alanların hemen hepsinde kullanılabilecek bilgilerle dolu.
Resmi cevaplar değil...
Sorulara verilen cevapların Hizmet'in resmi cevabı olmadığını belirtmeye gerek yok sanırım. Tüzel bir kişilik olarak Hizmet Hareketi eğer böyle bir şeye ihtiyaç duyarsa bunu resmi kanallardan yapar. Sözcülüğünü üstlenen bir kurum ya da kendisi söz konusu olursa bizzat Hocaefendi veyahut onun namına avukatları kamuoyunun önüne çıkar, gerekli açıklamaları yapar ve bu açıklamalar bağlayıcı da olur. Ama Muhammed Çetin'in kitabı için aynı şey söylenemez. Onun için bu cevapları, Hizmet'i araştıran bir akademisyenin cevapları olarak okumak önemlidir. Katılmadığınız yerler olabilir; nitekim benim kendime göre şöyle de düşünülebilir, bunlar da ilave edilebilir dediğim yerler oldu. Okuma esnasında bu türlü yerleri belirleyip daha sonra yazar veya yayınevi ile temasa geçmeniz "barika-yı hakikat"in ortaya çıkmasına hizmet edebilir.Birkaç cümleyle de olsa kitaba geri döneyim. Bana göre çok güzel bir tasnifi var. Zaten böylesi bir tasnif olmasaydı balta girmemiş ormana rehbersiz giren insanlar gibi, okuyucu 340 sorunun arasında kaybolurdu. Dolayısıyla sözünü ettiğimiz tasnif, ormanda rehber rolünü oynamış. Ana bölümler; giriş, hizmetin tarihçesi, aktivite, hizmet ve kurumları, mobilizasyon denilen yeryüzüne hizmet adına seferberlik, hedefleri, kimlik ve katılımcıları, ödül ve teşvik edici unsurları, fedakârlık, muhalifleri, hizmetin yapısı ya da ana karakteristik özellikleri ve etkisi üzerine başlıklardan oluşuyor. Her bölümde onlarca soruya, sorunun mahiyetine göre kısa veya uzun cevaplar var.
Bu eserin faydalı olacağına inanıyorum. Yazarına ve Blue Dome Press'e teşekkürler. Umarım bu tanıtım yazısı kitabın Türkçeye tercümesini hızlandırır.
Fethullah Gülen Hocaefendi, Uludere'de hayatını kaybeden 35 vatandaşımız için taziye mesajı yayınladı
Türkiye'nin devletler muvazenesinde denge unsuru olmaya yürüdüğü ve ikbal yıldızının parlayacağına dair ümitlerin yeşerdiği bir süreçte 35 vatandaşımızın terörist zannıyla elim bir şekilde vefatını teessürle öğrendim. Yetkili makamların olayın ört bas edilmemesi için verdiği teminat ve hadisenin yargıya intikali teselli edicidir.
Bütün güvenlik birimlerinin terörle mücadelede topyekûn mücadele ettiği ve şekâvete aman verilmediği bir dönemde bu ahengi baltalamak isteyen odaklar boş durmuyor; türlü provokasyonlarla yeni anayasa hazırlıklarını ve açılımları da sabote etmeye çalışıyorlar.
Bugüne kadar nice elim hadisede sağduyusunu kaybetmemiş, birlik ve beraberliğini bozmak isteyenlerin heveslerini temkin ve dengesiyle kursaklarında bırakmış olan ülkemiz insanının, bu kritik süreci de Allah'ın inayetiyle vifak ve ittifakı koruyarak atlatacağına ümidimiz tamdır.
Yeri geldiğinde askerimizle birlikte teröre karşı mücadele eden korucu vatandaşlarımızın mukim olduğu Ortasu Köyü'nün vatanperver halkının acısını istismardan geri durmayanların, vatan evladını birbirine kırdırtmak ve akan kanın üzerine kendi saltanatlarını kurmaya çalışmaktan vazgeçmeyeceği hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir,
Hadisede elim bir şekilde vefat eden 35 vatandaşımıza, kardeşimize, evladımıza Cenab-ı Allah'tan rahmet diler, kederli aileleriyle yakınlarına başsağlığı ve sabr-ı cemil niyaz ederim.
Bütün güvenlik birimlerinin terörle mücadelede topyekûn mücadele ettiği ve şekâvete aman verilmediği bir dönemde bu ahengi baltalamak isteyen odaklar boş durmuyor; türlü provokasyonlarla yeni anayasa hazırlıklarını ve açılımları da sabote etmeye çalışıyorlar.
Bugüne kadar nice elim hadisede sağduyusunu kaybetmemiş, birlik ve beraberliğini bozmak isteyenlerin heveslerini temkin ve dengesiyle kursaklarında bırakmış olan ülkemiz insanının, bu kritik süreci de Allah'ın inayetiyle vifak ve ittifakı koruyarak atlatacağına ümidimiz tamdır.
Yeri geldiğinde askerimizle birlikte teröre karşı mücadele eden korucu vatandaşlarımızın mukim olduğu Ortasu Köyü'nün vatanperver halkının acısını istismardan geri durmayanların, vatan evladını birbirine kırdırtmak ve akan kanın üzerine kendi saltanatlarını kurmaya çalışmaktan vazgeçmeyeceği hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir,
Hadisede elim bir şekilde vefat eden 35 vatandaşımıza, kardeşimize, evladımıza Cenab-ı Allah'tan rahmet diler, kederli aileleriyle yakınlarına başsağlığı ve sabr-ı cemil niyaz ederim.
M.Fethullah Gülen Hakikat Damlaları
Hakikat Damlaları-1
Bizim Allah’la irtibattan daha öte herhangi bir güç kaynağımız yoktur. * * * Büyük ya da küçük kendini bir şey zannedenler kaybetmeye namzettirler. * * * Kulluk, niyet ve davranış bütünlüğüne ulaşmanın unvanından ibarettir. * * * Ahireti hesabına endişesiz yaşayanın akıbetinden korkulur. * * * Sadece O’na kul olmak lazım. Bir köleniz olsaydı siz onun başkası için de köle olmasına razı olur muydunuz!? * * * Sağlam bir itikatla Allah’a sığınınca hallolmayacak hiçbir mesele yoktur. * * * Laubali arkadaşlar ve gayr-i ciddi ortamlar insan için en büyük tehlike sayılmalıdır. * * * İstiğna kadar insanı güçlü hale getiren ve güven vaad eden başka bir zenginlik kaynağı gösterilemez. * * * Nefsin nefesini kesmezseniz nefis ve şeytan bir gün keser sizin nefesinizi! * * * Kendi iyiliklerinin hafızı olmak marifet değildir. * * * Her günah başka bir günah için bir referanstır. * * * Ahiretle dünyayı avlamaya çalışmak dine karşı ihanet, Allah’a karşı da saygısızlıktır. * * * ‘Estağfirullah’a yatırım yapmak için söylenen tevazu ifadeleri birer zımnî yalandan ibarettir.
Hakikat Damlaları-2
Bazı meselelerde aldanmayı, başkalarını zulme uğratmaya tercih etmelisiniz. * * * Münafıkların bahşişi sönük bir gülücüktür. * * * Mü’min övülmeyi sövülme gibi görmelidir. * * * Sabr-ı cemil, sıkıştığın zaman içini Allah’a dökmendir. * * * İnsanları sırat-ı müstakime çağırmada hal önemlidir. * * * Kimde olursa olsun, azıcık samimiyet bir başarı vesilesi olabilir. * * * Tefsir ve te’vile en kapalı beyan sükûttur. * * * Az yemek, az uyumak insan-ı kâmil olmanın vazgeçilmez yoludur. * * * Bir defa yalan söyleyen her zaman söyleyebilir. Bir kere iftira eden de… * * * Esas hürriyet Allah’a kul olmaktır. * * * Allah’ın rızasını istemede ve O’nun adını dünyanın her yerine duyurmada hırslı olmak gerekir. * * * Allah’ı bilmemek demek, hiçbir şey bilmemek demektir. * * * Bilerek bir karıncayı ezen, başına bir şey geleceğinden korkmalıdır. * * * Kendi eksiklerini göremeyenler, kusurlarını asla telafi edemezler.
Hakikat Damlaları-3
Her hangi bir beklentiye bağlanmış işler, çok kahramanca bile gerçekleştirilmiş olsalar hiçbir gelecek vâdetmezler.
***
Sadakatla emniyet birbirine o kadar yakındır ki, ikiz olarak doğmuşlardır dense sezadır. Mü’minin doğru söylememesi yadırganmış, şeytanın doğru söylemesi ise taaccüble karşılanmıştır.
***
Kaba söz ve davranışlar ruhunda kabalık olanların dışa akseden hırıltılarından başka bir şey değildir.
***
Derinleşme azminde olmayanlar hiç farkına varmadan zamanla sığlaşırlar.
***
Bütün mesâvi-i ahlakın kaynağı yerinde saymaktır.
***
Yeryüzünde Efendimiz’i (aleyhissalatü vesselam) tartacak baskülü Allah yaratmamıştır.
***
Kudsî demek dava adamı demektir. Dava adamı da iddia adamı değil, hareket ve aksiyon adamıdır.
Kudsî demek dava adamı demektir. Dava adamı da iddia adamı değil, hareket ve aksiyon adamıdır.
***
Allah’ın bir kuluna lütfettiği en büyük nimet ihlastır.
***
İşlenen günahlar ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın rahmeti her zaman daha büyüktür.
***
Azığı irfan olanlar hiçbir zaman ihlas ve mücahede bezginliğine düşmezler.
***
Cenab-ı Hak’la sağlam bir irtibat tesis edemeyenler, insanlarla da iyi bir münasebet ortaya koyamazlar.
Hakikat Damlaları-4
Allah’a yakın olmayanların ufuklarında her zaman bu’d (uzaklık) rüzgarları eser.
***
Yaptıkları işlere “ben” mülahazasını katanlar onları kirletiyorlar demektir.
***
Beyan, kalbin sesi soluğu olabildiği ölçüde kıymet kazanır.
***
Kulluğunun idrakinde bulunan bir iman erine düşen vazife Sonsuz karşısında sıfır olmaktır. Kendini
sıfırlamayanlar Sonsuz’a kat’iyen ulaşamazlar.
***
İnsanı, Allah’ın rızasına i’lâ-yı kelimetullahtan daha hızlı ulaştıracak bir vesile bilmiyorum.
***
İbadetler, sadece bilmesi bir kıymet ifade eden Zât’ın bilmesine bağlanmalıdır.
***
Sebeplere riayetsizlik de Allah’a karşı bir nevî saygısızlıktır.
***
Hiç kimseye köle olmamanın tek yolu Allah’a halis-muhlis kul olmaktır.
***
Laubalîlik Allah’tan uzakta olmanın, ciddiyet ise Allah’a yakın bulunmanın en açık alametidir.
***
Allah’ım, bize, neyi, nerede ve nasıl konuşacağımızı öğret!
***
Allah’ım! Göz açıp kapayıncaya kadar dahi olsa, hoşnut olmayacağın şeylerle bizi baş başa bırakma!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)